Dizgini boşalmış bir at gibi koşuyorum
Neden bilmiyorum, nereye bilmiyorum.
Bütün insanlarla aynı koşulda, aynı yöne doğru
Gölgemi ardımdan sürükleyerek ve ağır ağır
Mürekkep kokularına maruz kalarak zihnimin
Bahara merhaba diyorum kendi tarzımda.
Ben, kendi inandığımın peşinden gitmek isteyince
Geride kalanlar olur; onlara bir şeyler anlatırım
Derim ki “ – Ey sevgili günahkârlar
Sizin sınırsız kudretiniz mi vardı ki, şimdi
Işıkla olanı karanlıkla suçluyorsunuz?”
Ben değimsiz bir süregelişin meyvesi olarak,
Buruk tadımla sizleri Tanrının sofrasına hazırlıyorum
O bütün bütün olmuş yaranızdan sızanı sağdıkça
Karşıma ölümsüz savlarıyla vicdanım gelir ve
Normal bir insanda bulunacak, normal bir muhasebenin
Çok ötesinde bir deneyimle bilge kalıbıma beton döker.
Sizler için diyebilirim ki, ben üst üste kalıplanmış
Defalarca dökülmüş betonuyum süregelişin
Her şeyin bir başlama noktası vardı tabii olarak
Duruma, içine düştüğüm inançsız mabetten bakarsanız;
Aslında Tanrıyla ilişkimi daha iyi anlarsınız
Zira bu mabet, dışarıdan karanlığın görkeminden
Ateşle ve havayla süzülmüş bir maviliktir ancak.
Size diyebilirim ki, ne olduğunuz ve ne anladığınız
Hiçbir işe yaramayacak karşıma çıktığınız zaman,
Benim karşıma diyorum çünkü,
Ben Sarıklı Papaz, adına vicdan dediğiniz besi suyuyum.
Ahmed Halil