Gemisi yarı batık Kaptan'ın
Yeniliğin titizliğine duyduğu özlem
Bir mumun orta yerinde harlanan ışıma gibi
Saçılır çevresine ve sevgilerine!
Bir batıp, bir çıkarken suyun derin yüzeyine
Kendin de doğurduğu ne varsa hayata dair
Kapılır korkunun ve pişmanlığın verdiği içli sıkıntıya.
Ve süzülüp bir dal ucuna, yığıla yığıla
Sahip olmanın yücelttiği öngörüleriyle
Kendince, vermez kimseye kaçacak fırsat!
Şüphe içinde, manasız çekinceler ile
O kendin de olup biten her şey
Ölümün yüzünü hatırlatır geçen her saniye de
Şaşkınlık, korku, ve utanç taşıyan yolcularına.
Buz gibi bir girdap içine çekilirken dümen
Benlik, daha bir yakıştırınca kendine
Bütün ölüm sancısı çeken nafile arzuları;
Nasıl çalındığı tahmin bile edilemez
Birikmiş düşlerle, kaptanı kaptan yapan
Bütün o çareleri yontan, filikaların!
Yarıbatık önünde koyulaşan uçsuzluk
Gururu emerken yanılmış duygularla
İlâhi hiçbir vergi, kendini göstermedi Ona!
Kadınla kadın arasın da seçilmez olan her şey
Baş dönmesiyle sarıldı boğulan boğazlara;
Bütün düşler, girdabın kemerine asılırken bir bir
Onun umursadığı, bir kendisi kaldı orta da
Ufuksuz, dayanaksız, köksüz, öylece
Ömrüne ihsan olan tüm insanî tutkuları
Ruhunu, ölüme has bir azapla tutukladı!
Limanlara imrenmekle beslenen sıkıntısı
Yüzün de, yüz etti bütün erdemli tavırları
Sanrıları erince esas kemalin arsızlığına
Yaklaşımları bir buz dağı sertliğiyle
Bir solukta yutturdu tüm yolculara
Bütün direklerin, rüzgârsız bayraklarını!
Ve Kaptan'ın kadersiz görkemi böylece
İndi en aşağılık dehlizlere; kapalı ağzı
Yosunlu gözleri, tortulu dişleri, konuşmadı
Hiçliği çizdi yalpalı derya üzerine Tanrı!
Ahmed Halil