evet sen, ne kadar da güzelsin
hele ki bir temmuz gecesi başındaysa
ılık ılık düşler akıyorsa alınında,
diyorum işte, uzak bir mesafe gibi
yüreğimle ruhum arasında incecik
bir perde çekiliyor ve çalışıyorum
gerimizde olanları görmek için,
ve yüreğimizi yakanı anlamak için.
evet sen, her fikrimin bir parçasını
kendinle götürüyorsun, şuursuz ruhumu.
bir bakıma sevdanın olgunluğunda
elde kalan şey, bir savaş veriyor
ne yenilmek, ne yenmek değil,
umudun lâhzalarında, kıskıvrak boşlukta
bir köle tarafından öldürülmek değil,
aşkın devleşen yoksunluk nöbetlerinde
binbir telkin veren ben değil,
zaman hizasını bozmadan sürerken
yüreğimi bir iksir barıştırıyor dünyayla!
evet sen, bir düşün sezgilerinden çok,
içinden taşan bir gölün tassavuru!
Ahmed Halil